Bugün Ne İzledim - ycyalcin

Bugün Ne İzledim - ycyalcin

Açık bir biçimde Infinity War’ın gerisinde kalmış. Kötü mü? Kesinlikle değil. Fakat çok daha iyi olabilirdi ve olması gerekirdi. Bu üzücü.

Bitmek bilmeyen giriş kısmı sıkıcıydı. Tamam; seriye veda filmi, Infinity War’dan sonra duygusal sahneler olması gerekiyordu, hatta olması şarttı ama gereksiz bir çok detaya yer verilmiş. Filmin devamında yer verilmesi gereken ama verilemeyen veya kısaca geçilen, havada kalan olayları ve kişileri gördükçe bu gereksizliklerle zaman kaybedilmiş olduğu gerçeği hepten can sıkıcı oldu.

Zaman konusu başta olmak üzere bazı konularda tutarsızlıklar var ama bu tarz filmlerde bunlar normal olduğu için değinmeye gerek görmüyorum. Hulk, filmin en büyük hayal kırıklığıydı. Herhangi bir karakterden (Captain Marvel dışında) yüksek beklentim olmadı ama Hulk'un olayların bu kadar dışında kalması hem karaktere, hem seyircilere haksızlık olmuş.

İlk bölümler ne kadar durağansa ikinci kısım o kadar hareketliydi. Adeta her karaktere saygı gösterisi yapılan bir geçit töreniydi. Bazıları çok kısa geçilmiş ne yazık ki. Bu bölümde muhteşem bir seyir zevki sunup, büyük heyecan yarattılar. İlk bölümde o kadar oyalanılmasaydı, filmin süresi daha uzun olsaydı da keşke bu kısım daha uzun olsaydı. Keşkeler... Başlardaki sıkıcılığa rağmen bu filmde de sinemada izlemediğim için fazlasıyla hayıflandım.

Captain America ve Mjölnir, özellikle Örümcek Adam’ın Mjölnir’e asılı halde yaptığı yolculuk başta olmak üzere eldiveni kaçırma sahneleri, Captain Marvel’in tüyleri diken diken eden atmosfere girişi ve devamındaki komboları ve daha nice enfes sahne bunu hakediyormuş.

Captain Marvel hiç bilmediğim bir karakterdi. Bu filmle birlikte tanımış oldum ve çok sevdim. Geçmişine dair gizemi arayışı, görsel efektlerle coşan ışık saçan şık tarzı, kedisi, doksanlar havası, Avengers geçmişine dair yer verilen bir kaç ayrıntı, cinsiyetçiliğe dair verdiği mesajlar gibi bir çok olumlu detayla dolu.

Brie Larson karaktere çok yakışmış. Sempatik tavırları Samuel L. Jackson’ın sempatikliğiyle de birleşince filmi daha keyifli hale getirdi. Ama biraz havada kalmışlık var. Sanki Endgame’e yetiştirilmek için aceleye getirilmiş. Daha çok üzerine düşülmüş olsaydı çok daha iyi bir film izleyebilirdik. Böyle adeta şablondan gidilmiş ve bütün olumlu detaylarına rağmen sıradan bir film olmaktan öteye geçememiş maalesef. Tabii bunda Infinity War'un üstüne izlememin etkisi var mıdır bilemiyorum.

Serinin bütün filmlerine karşı sürekli aynı veya benzer şeyleri çevirip durduklarına dair önyargı sahibi, burun kıvıran insanlardan birisiyim. Bu filmle birlikte, solo filmler için hala benzer düşüncelerim olsa da bu önyargılarımla haksızlık ettiğimi farkettim. Öncellikle ortada gerçekten müthiş bir emek var. Yıllardır işlenen hikayeler, karakterler artık çok güzel bir bütün oluşturmuşlar. Her şey yerli yerinde. Bu kadar uzun zaman bir sonunda böyle bir bütünlük sağlamak büyük bir başarı.

Kahramanların hep birlikte Thanos’la dövüştükleri sahnelerde hayran kaldığım, nefes kesen koreografiler vardı. Genelde Marvel filmlerimde bana cıvık gelen espriler bu filmde tam kararındaydı. Görsellik, efektler, hemen hemen her şey üst düzeydi. Önyargılarım yüzünden böyle bir filmi sinemada izlemekten kendimi mahrum ettiğim için fazlasıyla üzüldüm. Endgame’i izlemek için sabırsızlanıyorum bu film sayesinde. Bunu bir Marvel filmi için ilk defa yaşıyorum.

Film daha vizyonundan önce renkleriyle ve konusuyla ilgimi çekmişti. Tarantino esintileri, adından afişine kadar henüz o zamanlarda bile hissediliyordu. Görsel açıdan çok başarılı. İzlemesi keyif veren, tablo gibi sahneler çekmişler. Çok karmaşık, başarılı ve ilgi çekici konusuysa ne yazık ki uzun süresinin, kalabalık kadrosunun altında ezilmiş.

”Dedektifin erken ölümü güzel bir sürprizdi ama bence filmin gidiş yönünü daralttı.”

İlk yarısını izlerken tansiyonum düştü sanırım. Monoton giriş kısmı haddinden fazla uzatılmış. Atmosfer ve karakterler yönünden Tarantino filmlerinden ağır bir esin var ancak Tarantino filmlerindeki eğlenceli, enterasan diyalogların, hikayelerin yanına yaklaşamayınca karakter bolluğundan dolayı bu kısmı bir türlü geçemedik. Müzikler de bu görüntü yönetmenliğine sıradan kalmış. Harika görüntüler çok daha akılda kalıcı şarkılarla bezenebilirmiş. Zenci kadın her şarkı söylediğinde içim bayıldı. Filmin en kötü kısmıysa Chris Hemsworth’un canlandırdığı Billy Lee karakteri. Çok zorlama ve yapmacık bir Charles Manson taklidi olmuş. Son bölümdeki sahneleri inanılmaz bunaltıcıydı. Tam film tempo kazanmış, ilginç ve güzel bir hal almışken hiç anlam veremedim o sahnelerle bitmek bilmedi. Biraz oradan biraz buradan diye bir çok yerden öykününce yarım yamalak bir şey olarak kalmış ne yazık ki. Ben bir türlü filmin havasına giremedim ama gerçekten güzel bir konusu var sevmeyeni kadar seveni de olabilecek bir yapım.

Unbreakable’ı izlemedim. Split’i ise çok beğenmiştim. Unbreakable’ı izlemeden izlemek konusunda biraz çekince yaşadım fakat buna dair herhangi bir eksiklik yaşamadım.

Kısa bir yorum yapmam gerekseydi filmi basit, sıradan olarak niteleyebilirdim. Split’i başarılı yapan en önemli etken Kevin’in alt kimliklerinin detaylıca bize gösterilmiş olmasıydı. Bu kez onları ve yarattıkları gerilimli diyalogları göremedik. Olaylar neredeyse tamamen tek bir mekanda sığ bir şekilde gelişip, zayıf diyaloglarla şaşırtıcı bir sona ulaşıyor. Hemen hemen her Shyamalan filmi de bu şekilde zaten. Çok bir beklentiye girmeyince keyifle izlenebilecek bir film ama eldeki malzemeyle çok daha iyi bir film çıkartılabilirmiş.

Giriş kısmı biraz fazla uzatılmış. Shazamı görmemiz uzun sürdü. O bölümlerde biraz sıkıldım. Zachary Levi rol için çok iyi bir seçim olmuş. Zaten o ortaya çıktıktan sonra filmin eğlenceli kısımları başlamış oldu. Karakterlerin çoğu çocuk olduğu için ciddi bir süper kahraman filmi değil de böyle eğlenceli ve komik bir film olması kaçınılmaz bir durum. Benim hoşuma gitti. Hep izlediğimiz sıradan kahraman filmlerinden farklı bir tadı vardı. Mark Strong’un ve çocuk oyuncuların performası da gayet iyiydi. Çok akıcı bir kurgusunun olmaması ve teknik olarak yetirsiz olmasıysa filmin eksileri. Özellikle kötü yaratıkları beğenmedim. Kafa yormadan hoşça vakit geçirten, eğlendiren bir yapımdı.

Afişinden çocuk filmi gibi durduğu için yorumları görene kadar ben de öyle zannediyordum. Yorumlardaki gibi aksiyon bilim kurgu türünü seven herkese hitap edebilecek başarılı bir film çıktı.

Grafikler, görsel öğeler ve aksiyon sahneleri çok başarılıydı. Giriş kısımları olabilecek en akıcı şekilde hiçbir şey uzatılmadan geçilmiş. Baştan sona temposu belli bir seviyenin altına düşmeden sürekli ekrana bağlı tutmayı başardı. Gerçekten iyi de bir konusu var. Ancak çok iyi işlenemediğini düşünüyorum. Hikayede derinliğe yönelmek yerine yüzeyselliğe ağırlık verilmiş. İkinci filme açık kapı bırakabilmek için bir süre gereksiz, özellikle Hugo’yla ilgili, kısımlarda patinaj çekti diyebiliriz. Bu yüzden de o karakteri biraz sıkıcı buldum. Onun dışında oyuncuklar iyiydi. Aksiyonu sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacak bir film.

Netflix’te izlemek için basit bir şeyler ararken karşımıza çıkınca açtığımız ve akşamımızı şenlendiren bir film oldu.

Tipik bir patron stajyer filmi beklerken stajyer zannetiğim Hathaway’in patron, patron zannettiğim De Niro’nun stajyer olduğunu anlamamla daha ilk dakikadan film eğlenceli bir hal aldı.Başlangıçta 70 yaşında bir insanı e-ticaret ofisinde stajyer olarak görünce küçümseyen iş arkadaşlarının zamanla hayat tecrübesiyle ve olaylara yaklaşımıyla mentör gibi görmesiyle devam etti.

Robert De Niro’nun canlandırdığı karakter fazlasıyla mükemmel bir kişilik. Adeta günümüz hayatı karşısında eski zamanların bütün samimiyetini ve inceliğini tek vücutta toplamışlar. Role çok yakışmış. Nezakete ve sağduyuya dair mesajlar ve göndermeler oldukça güzeldi.

Gerçekten yazık. Yirmi seneyi aşkın zaman önce yapılmış o ilk film nerede bu garabet nerede. Adı dışında MIB durumu yok gibi bir şey. Alalade komedi aksiyon filmlerinden farkı yok. İlk film dışındaki filmleri de pek sevmedim zaten ama bu hiç olmamış. Will Smith ve Tommy Lee Jones’un eksikliği bir yana serinin bütün olayı olan teknoloji ötesi silahlardan, orjinal ve akılda kalıcı özellikleri olan uzaylı karakterlerden eser yok. Yeni ajanlarımıza ve sığ esprilerine de hiç ısınamadım film boyunca. Ülkeden ülkeye, şehirden şehire dolaşılan aksiyon filmlerine ayrı bir sempatim var. Adındaki International sebebiyle en azından bu özelliği olur ve sırf bununla bile keyif alabilirim diye düşünüyordum ama ne yazık ki öyle bir havaya da giremedim. Hiç olmasa olurmuş.

İşinden kovulmuş, hayatında pek bir şey başaramamış yitik bir tip ve çocukluğunda aşık olduğu ABD’nin Dışişleri Bakanı olmuş şimdi de başkanlığa koşan başarılı, güzel ve güçlü bir kadın.

Charlize Theron güzelliği ve oyunculuğu ile filmin içinde canlandırdığı karakteri gibi parlıyor. Seth Rogen ise her filmindekiyle tamamen aynı karakteri oynamış. Başka bir oyuncuyla başka bir karakter yazılsa çok daha komik ve eğlenceli bir filme dönüşebilecek potansiyeli olan bir konusu olduğunu düşünüyorum. Zaten bu konusuyla dikkatimi çekti. İlk bölümleri bu açıdan gerçekten başarılıydı.

Sonraki kısımlar ise Seth Rogen’ın gevezelikleri, saçmalıkları… Güzel başlayan film boğucu ve gereksiz uzun bir hale geldi.

Recommended articles